




Türkiye, 1954 ve 2002'den sonra tarihinde üçüncü kez Dünya Kupası'nda mücadele ediyor.
Peki A Milli Takım'ın esasında dört kez turnuvaya katılma hakkı kazandığını biliyor musunuz?
O organizasyon, 1950 Dünya Kupası'ydı.
2. Dünya Savaşı nedeniyle 1938'den 1950'ye kadar Dünya Kupası oynanamadı.
Gerçi savaş 1945'te bitmişti.
Ancak öyle bir yıkıma yol açmıştı ki 1946'da uluslararası futbol organizasyonunu yeniden planlayacak ne yeterli personel vardı ne de finansal kaynak.
Sonunda 1950 Dünya Kupası Brezilya'da organize edildi.
Ancak o turnuvaya başta maddi sorunlar olmak üzere çeşitli nedenlerle katılamayan ülkeler vardı.
Bunlardan biri de Türkiye'ydi.
Hindistan, İskoçya ve Fransa da Türkiye ile birlikte turnuvaya katılmaya hak kazandığı halde Brezilya'ya gitmedi ve kura çekiminden sonra turnuvadan çekildi.
1950 Dünya Kupası da 16 yerine 13 takımla oynandı.
Gelin 76 yıl önce Türk futbolunda yaşananları hatırlayalım...
'Yatacak yer yok, oteller kapılarını açmaya korkuyor'Türkiye, 1950 FIFA Dünya Kupası'na katılacak ülkenin belirleneceği maçta, 20 Kasım 1949'da Ankara 19 Mayıs Stadyumu'nda Suriye'yi konuk ediyordu.
Yalnızca Ankaralı taraftarlar değil, ülkenin dört bir yanından, özellikle de İstanbul'dan gelen futbolseverler bir gece önceden başkente akın etmişti.
Stadyumun kapasitesinin çok üzerinde bilet satılmıştı.
Beş bin kişilik stadyumda, biletlerin karaborsaya düşmesini önlemek amacıyla 12 bin bilet satışa çıkarılmış ve bunların tamamı tükenmişti.
21 Kasım'da Cumhuriyet gazetesindeki köşesine maç notlarını kaleme alan Cem Atabeyoğlu, maçtan bir önceki gece tarafların coşkusunu şu sözlerle anlatıyordu:
"İstanbul'dan maçı seyretmeye 1500 talebe gelince, Ankara, bizim Beyazıd tramvayına döndü… Dönecek yer yok. Oteller değil müşteri almak, korkudan kapılarını bile açamıyorlar, baskına uğrarız diye.
"Yatacak yeri olmayan spor meraklıları gece eğlence yerlerini doldurdu. Zaten Ankara'da adam nereye gidebilir ki? Karpiç, Ankara Palas, Süreyya, Gar… Hepsi tıklım tıklımdı. Malum ya, bizde içkili eğlenceyle spor birbirinden ayrılmaz…"
Atabeyoğlu'nun gözlemine göre İstanbul'dan gelen taraftarın büyük kısmını ise kadınlar oluşturuyordu.
Sabahın erken saatlerinde stadyumu dolduran binlerce taraftar, maç saatine kadar çay ve kahve içiyor, iskambil ve tavla partileri düzenliyordu.
Dönemin gazetelerinde yazılanlara göre taraftarlar tabiri caizse üst üste maç izleyecekti.
Suriye'ye karşı 7-0Saatler 14.30'u gösterdiğinde ise iki takım da büyük bir heyecan içinde sahada belirdi.
Ay-yıldızlı ekip; Erdal Kocaçimen, Naci Özkaya, Vedii Tosuncuk, Mustafa Ertan, Bülent Eken, Hüseyin Saygun, Erol Keskin, Lefter Küçükandonyadis, Fahrettin Cansever, Şükrü Gülesin ve kaptan Gündüz Kılıç'tan oluşan ilk 11 ile sahaya çıktı.
Rakip Suriye'nin ilk 11'inde ise Davud, Assiduh, Martini, Attasi, İbrahim, Safadi, Agop, Vasgen, Emanuel, Hamza ve kaptan Abdullah yer alıyordu.
Maça çok hızlı başlayan Ay-yıldızlılar, Fahrettin'in attığı iki ve Bülent'in kaydettiği bir golle ilk yarıyı 3-0 önde kapattı.
Suriyeli futbolcular, Türk Milli Takımı karşısında ikinci yarıda da üstünlük kuramadı.
Türkiye, ikinci yarıda Gündüz, Erol, Lefter ve Fahrettin'in ayağından gelen gollerle sahadan 7-0 galip ayrıldı.
Ay-yıldızlılar bu sonuçla birlikte Brezilya'da düzenlenecek 1950 Dünya Kupası'na bir adım daha yaklaştı.
BBC Türkçe'ye Türkiye'nin 1950 Dünya Kupası yolculuğunu anlatan spor tarihçisi Mehmet Yüce, o dönem bugün bildiğimiz anlamda bir grup eleme sisteminin bulunmadığını söylüyor.
Yüce'nin aktardığına göre Türkiye, Suriye ve Avusturya'nın yer aldığı üçlü bir eleme sistemindeydi.
Buna göre önce Türkiye ile Suriye karşılaşıyor, bu maçı kazanan takım da Avusturya ile oynuyordu. Bu eşleşmeyi kazanan ülke ise Dünya Kupası'na katılma hakkı elde ediyordu.
Türkiye'nin Suriye'yi yenmesinin ardından gözler Avusturya ile oynanacak maça çevrildi.
Ancak Avusturya, karşılaşmanın tarafsız sahada oynanmasını istedi.
Tam bu sırada İkinci Dünya Savaşı'nın etkileri hâlâ sürüyordu ve Dünya Kupası'na katılım Avusturya için ciddi bir mali yük anlamına geliyordu.
Avusturya, FIFA'ya turnuvaya katılmayacağını bildirdi.
İlginç olan ise Türkiye'nin de aynı dönemde Dünya Kupası'na gitmek istememesiydi.
Ancak Avusturya daha önce çekildiği için Türkiye doğrudan Dünya Kupası'na katılma hakkı kazandı.
Türkiye turnuvaya neden gitmedi?İstanbul basınında "Madem katılma hakkı elde ettik, neden gitmiyoruz?" yönünde eleştiriler yükselmeye başladı. Ancak zaman geçtikçe Türkiye'nin de turnuvaya katılmayacağı kesinleşti.
Resmi gerekçenin "maddi imkânsızlıklar ve ödenek yetersizliği" olduğunu söyleyen Yüce'ye göre mesele yalnızca para değildi.
O dönemde Türkiye'nin zaten çok az milli maç yaptığını belirten Yüce, kulüplerin ise kendi uluslararası programlarını planladığını söylüyor.
Bu planlara göre Beşiktaş, ABD seyahatine hazırlanırken, Galatasaray da tarihinde ilk kez İngiltere'ye gitmeyi planlıyordu.
Federasyon içinde Dünya Kupası'na gidilmeyeceğinin zaten konuşulduğunu belirten Yüce, "Basına daha çok ödenek yetersizliği gerekçesi yansıyor" diyor ve ekliyor:
"Benim kanaatim şu: Türkiye 1950 Dünya Kupası'na sadece parasızlıktan değil, kendine yeterince güvenmediği için de gitmedi."
'Yenilgi savaş kaybı gibi algılanıyordu'Yüce, iki büyük savaşın ardından futbol karşılaşmalarına adeta bir harp gözüyle bakıldığını, ülkelerin kendilerini zayıf hissetmeleri halinde sahaya çıkmak istemediklerini söylüyor:
"Bir yenilgi neredeyse bir savaş kaybı gibi algılanıyor. Türkiye'de de özellikle Yunan takımlarına karşı alınan mağlubiyetlerde kulüpler, neredeyse hain ilan edilecek kadar ağır eleştirilere maruz kalıyor.
"Çünkü toplumlarda sürekli bir 'yenme-yenilme' psikolojisi hâkim. Her an yeni bir savaş çıkabileceği düşüncesi var. Bu nedenle futbolun anlamı bugünkünden çok farklı."
Ancak Yüce'nin anlatımına göre o dönemde Türk basınında ilk kez bazı yazarlar, "Başarılı olup olmamak önemli değil; önemli olan oraya gidip futbol kültürü edinmek" görüşünü savunuyordu.
Özellikle Osman Kıvrak gibi isimlerin Futbol Federasyonu'nu eleştirdiğini belirten Yüce, "Bu görüş, aslında Türkiye'de futbolun modernleşmesi açısından önemli bir bakış açısını temsil ediyor" diyor.
1950 Dünya Kupası'na Avrupa'dan İngiltere, İtalya, İspanya, İsveç, İsviçre ve Yugoslavya; Kuzey ve Orta Amerika'dan Meksika ile ABD; Güney Amerika'dan ise Brezilya, Bolivya, Şili, Paraguay ve Uruguay katıldı.
Kupayı Uruguay kaldırdı.
Bir yazı tura ve gelen ilk Dünya Kupası biletiTürkiye'nin Dünya Kupası özlemi ise uzun sürmedi.
1954 Dünya Kupası'nın ev sahibi İsviçre'ydi. Türkiye, elemelerde dönemin Avrupa futbolunun en güçlü ekiplerinden biri olan İspanya ile eşleşti.
Beklentiler büyük ölçüde İspanya'nın finallere kalacağı yönündeydi.
Hatta İsviçre'de hazırlanan bazı hatıra ürünlerinde İspanyol bayraklarına yer verildiği bile söyleniyordu.
Madrid'de oynanan ilk maçta Türkiye'nin rakibine 4-1 yenilmesi de bu beklentiyi değiştirmedi.
Ancak rövanşta tablo tersine döndü. İstanbul'da oynanan karşılaşmayı Türkiye 1-0 kazandı.
O yıllarda averaj kuralı uygulanmadığı için iki takım arasında üçüncü bir maç oynanmasına karar verildi.
Tarafsız saha olarak İtalya'nın başkenti Roma seçildi.
Roma'daki karşılaşmanın normal süresi 2-2 sona erdi.
Dönemin kuralları gereği ne uzatma oynanıyor ne de penaltı atışlarına gidiliyordu. Dünya Kupası biletini alacak takım kura ile belirlenecekti.
Kura sırasında top toplayıcı olarak görev yapan genç bir İtalyan çocuğu hakemin yanına çağrıldı. Adı Franco'ydu.
Türkiye adına kura seçiminde bulunan kaptan Turgay Şeren'in tercihi "yazı" oldu.
Paranın havaya atılmasıyla yere düşmesi arasında geçen birkaç saniye, Türk futbolu için belki de yıllar kadar uzun hissedildi.
Hakem parayı yerden kaldırdığında sonuç belli olmuştu. Şans Türkiye'nin yanındaydı.
Böylece Ay-yıldızlılar, tarihte ilk kez 1954'te, Dünya Kupası finallerine katılma hakkı kazandı.
1954 Dünya Kupası'nın öyküsünü ve Türkiye'nin turnuvadaki serüvenini size ayrıca anlatacağız.
Kaynak: BBC
Beşiktaş'ın, UEFA Avrupa Ligi 2. Eleme Turu'nda rakibi Danimarka ekibi Midtjylland oldu. Siyah-beyazlılar, eşleşmenin ilk maçını 23 Temmuz'da evinde, rövanş karşılaşmasını ise 30 Temmuz'da deplasmanda oynayacak.
Beşiktaş'ın, UEFA Avrupa Ligi 2. Eleme Turu'ndaki rakibi belli oldu. İsviçre'nin Nyon kentindeki UEFA merkezinde gerçekleştirilen kura çekiminde siyah-beyazlılar, Danimarka temsilcisi Midtjylland ile eşleşti. Beşiktaş, ilk karşılaşmayı 23 Temmuz'da Tüpraş Stadyumu'nda oynayacak. Rövanş mücadelesi ise 30 Temmuz'da Danimarka'da gerçekleştirilecek.
Midtjylland'ın Türk takımlarına karşı performansı
Midtjylland, bugüne kadar Türk takımlarına karşı 3 resmi maça çıktı. Danimarka temsilcisi, bu karşılaşmalarda 1 kez Fenerbahçe, 2 kez de Osmanlıspor ile karşı karşıya geldi. Midtjylland, 2016-2017 sezonunda UEFA Avrupa Ligi elemelerinde Osmanlıspor ile oynadığı iki mücadeleden de mağlubiyetle ayrıldı. Başkent ekibi, rakibini ilk maçta 1-0, rövanşta ise 2-0 mağlup etti.
Danimarka temsilcisi, 2024-2025 sezonunda Fenerbahçe ile Avrupa Ligi'nde oynadığı tek karşılaşmada ise sahadan 2-2'lik beraberlikle ayrıldı.
Geçen sezon Danimarka Kupası'nı kazandı
Teknik Direktör Mike Tullberg yönetimindeki Midtjylland, geride kalan sezonda Danimarka Kupası'nı kazandı. Finalde Kopenhag'ı 1-0 mağlup eden kırmızı-siyahlılar, kulüp tarihindeki üçüncü Danimarka Kupası zaferine ulaştı.
Avrupa Ligi'ne son 16'da veda etti
Geçtiğimiz sezon Avrupa serüvenine UEFA Avrupa Ligi 2. Eleme Turu'ndan başlayan Midtjylland, lig aşamasına yükselmeyi başardı. Lig formatını geçerek bir üst tura çıkan Danimarka temsilcisi, son 16 turunda Nottingham Forest'a elenerek Avrupa'ya veda etti. - İSTANBUL
Kaynak: İHA
Kuzey Makedonya'da düzenlenen Uluslararası Struga Open 2026 Judo Turnuvası'nda mücadele eden Yunusemre Belediyesporlu judocular, 2 altın, 1 gümüş ve 3 bronz madalya kazanarak büyük başarıya imza attı.
Yunusemre Belediyespor'un başarılı judocuları, Kuzey Makedonya'da düzenlenen Uluslararası Struga Open 2026 Judo Turnuvası'nda gösterdikleri performansla göz doldurdu. Ohrid kentinde gerçekleştirilen organizasyonda mindere çıkan kırmızı-siyahlı sporcular, toplam 6 madalya kazanarak hem Manisa'nın hem de Türkiye'nin gururu oldu.
Uluslararası turnuvada Yunusemre Belediyespor adına mücadele eden sporculardan Merve Özdemir 25 kiloda ve Yalın Aras Karataş 32 kiloda rakiplerini geride bırakarak altın madalyaya uzandı. Zeynep Nisa Çakal ise 40 kiloda gümüş madalya kazanarak önemli bir başarı elde etti.
Turnuvada Doruk Ege Şahinbaş 30 kiloda, Esmanur Taşdemir +48 kiloda ve Alp Canıtez 66 kiloda bronz madalyanın sahibi olarak kürsüye çıkmayı başardı.
Yunusemre Belediyespor Başkanı Bülent Kanik, uluslararası arenada elde edilen başarıların kendilerini gururlandırdığını belirterek sporcuları ve teknik ekibi tebrik etti. Kanik, "Kulübümüzün judo branşında elde ettiği başarılar uluslararası organizasyonlarda da karşılığını buluyor. Sporcularımızın Struga Open gibi önemli bir turnuvada ülkemizi ve şehrimizi en iyi şekilde temsil ederek 6 madalya ile dönmesi bizleri son derece mutlu etti. Başta sporcularımız olmak üzere antrenörlerimizi ve her zaman yanlarında olan ailelerini kutluyorum" dedi.
Uluslararası Struga Open 2026 Judo Turnuvası'nda elde edilen 6 madalya, Yunusemre Belediyespor'un altyapıdan yetiştirdiği sporcularla judo branşında ulaştığı seviyeyi bir kez daha ortaya koydu. Sporcuların başarısı Manisa spor camiasında da büyük sevinçle karşılandı. - MANİSA
Kaynak: İHA
UEFA Avrupa Konferans Ligi 2. Ön Eleme Turu kura çekimi tamamlandı. Türkiye'yi Avrupa'da temsil edecek olan RAMS Başakşehir'in rakibi, Bosna Hersek'in Sarajevo takımı ile Finlandiya'nın Inter Turku ekibi arasındaki eşleşmenin galibi oldu.
RAKİP ÖN ELEMEDEN GELECEKTuruncu-lacivertli ekip, Sarajevo ile Inter Turku arasında oynanacak karşılaşmaların ardından tur atlayan takımla mücadele edecek. Rakibin kesin olarak belli olmasının ardından Başakşehir, Avrupa kupalarındaki ilk sınavına çıkacak.
MAÇ TARİHLERİ AÇIKLANDIUEFA'nın takvimine göre UEFA Avrupa Konferans Ligi 2. Ön Eleme Turu karşılaşmaları 23 ve 30 Temmuz tarihlerinde oynanacak. RAMS Başakşehir, ilk maçına 23 Temmuz'da çıkacak. Rövanş mücadelesi ise 30 Temmuz'da oynanacak.
HEDEF AVRUPA'DA YOLUNA DEVAM ETMEKSon yıllarda Avrupa kupalarında önemli tecrübeler edinen RAMS Başakşehir, yeni sezonda da başarılı sonuçlar alarak yoluna devam etmeyi hedefliyor. İstanbul temsilcisi, Konferans Ligi'nde bir üst tura yükselerek grup aşamasına yaklaşmak istiyor.
Başakşehir, UEFA Avrupa Konferans Ligi 2. Eleme Turu'nda Sarajevo ile Inter Turku arasındaki eşleşmenin galibiyle karşı karşıya gelecek. Turuncu-lacivertliler, eşleşmenin ilk maçını 23 Temmuz'da, rövanş karşılaşmasını ise 30 Temmuz'da oynayacak.
Başakşehir'in, UEFA Avrupa Konferans Ligi 2. Eleme Turu'ndaki rakibi belli oldu. İsviçre'nin Nyon kentindeki UEFA merkezinde gerçekleştirilen kura çekiminde turuncu-lacivertliler, 1. eleme turunda Sarajevo ile Inter Turku arasında oynanacak eşleşmenin tur atlayanıyla karşılaşacak. Başakşehir, ilk maçını 23 Temmuz'da, rövanş mücadelesini ise 30 Temmuz'da oynayacak. - İSTANBUL
Kaynak: İHA